Büyük Tehlike: İftiracılık Müessesesi

TUTUKLULUK FİZİKİ VE MANEVİ İŞKENCEYE DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİDİR

Dünyaca ünlü Roll Dergisi Mayıs 2001 sayısında, tutuklulara uygulanacak baskı neticesinde onları yönlendirmenin kolay hale geldiğini ortaya koyan bir araştırmayı yayınlamıştır. Söz konusu araştırma şu şekildedir:

"70'li yılların başında Hamburg Üniversitesi Psikoloji Fakültesi'nde bu konuda deneyler gerçekleştirildi. Önce ışık ve ses yalıtımı olan, gündüzün ve gecenin fark edilemediği odalar yapıldı. Dışarıdan hiçbir etkinin girmediği bu odalara deney amacıyla insanlar kondu. Bu insanların bir bölümü Alman askerleriydi. Deneylerin sonuçları, bilim adamlarınca değerlendirildi: İnsanların dayanma sınırı nedir? Ne zaman ağlamaya başlıyorlar? Ne zaman yalvarıyorlar?... Sonuçta, deneyde insanların kişiliklerini kaybettikleri ve dışarıdan yeni kişiliklerin empoze edilmesinin mümkün olduğu ortaya çıkarıldı..."[1]

Roll Dergisi’nin yayınladığı bu bilimsel araştırma fevkalade önemlidir. Görüldüğü üzere tutukluluk şartları AİHS kriterleri dışına çıkarıldığında cezaevleri ve tutukevleri birer ıslahevi olmaktan çıkıp işkencehaneye dönüşmektedir.

Dolayısıyla, insanların tutukluluk şartlarını zorlaştırma veya fiziki/manevi işkence ile kişiliklerini kaybetmiş insanlara bazı eylemleri empoze etmeye kalkışma evrensel insan hakları açısından büyük bir suç teşkil edecektir.