Büyük Tehlike: İftiracılık Müessesesi

CEZAEVİNDEKİ ARKADAŞLARIMIZ SÖZDE İTİRAFÇILIĞA, GERÇEKTE İSE KELİMENİN TAM ANLAMIYLA İFTİRACILIĞA TEŞVİK EDİLMEKTEDİR

Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik yürütülen soruşturmada 150’nin üzerinde insan 4 ay önce tutuklanmış ve şu ana kadar ortada bir iddianamede yoktur. Tutuklu insanlar bu zor ve haksız şartlar altında neyle suçlandıklarını dahi bilmezken basında yüzlerce yılla yargılama yapılacağı yönünde haberler çıkartılarak manevi işkencenin dozu sürekli arttırılmaktadır.

Diğer taraftan, Türkiye’nin farklı cezaevlerine, ailelerinden, avukatlarından ve yakınlarından kilometrelerce uzağa adeta sürgün edilen ve buralarda zorlu cezaevi koşullarında yaşamaya mecbur bırakılan tutuklu kişiler, karanlık bir organizasyon tarafından sürekli tehditlere maruz bırakılmakta, yapılan tehditlerle korkutma, sindirme, yıldırma yöntemiyle psikolojik olarak çökmüş, kişiler zorla iftiracı yapılmaya çalışılmaktadır.

Tutukluları iftiraya zorlayan organizasyon, kendi bünyesindeki avukatları devreye sokmakta, bu kişiler cezaevlerindeki arkadaşlarımızın yanına giderek “Bir daha hapisten çıkamayacaksınız, şikayetçi olun, itirafçı olun, kendinizi kurtarın” diyerek manevi işkencenin boyutunu büyütmektedir.

Aralarında kanser, astım ve yüksek tansiyon hastaları da olan ve dolayısıyla acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyan insanlara ilaç ulaştırma, maddi yardım gibi en hayati yardımlar dahi engellenmektedir. Bu eziyetlere yalnızlaştırma politikası ve psikolojik işkence de eklenerek bu insanlar sözde "itirafçı" olmaya zorlanmaktadır.

Aylar geçmesine rağmen bitmek bilmeyen bu manevi işkenceler, aslında dava dosyasının ne kadar boş olduğunu, ancak psikolojik işkence sonucunda iftiraya zorlanmış kişilerin beyanlarıyla doldurulmaya çalışıldığı açıkça ortaya koymaktadır.

Cumhuriyet tarihinde hiçbir davada, tutuklamaların ardından bu kadar zorlamayla şikayetçi arandığına ve bu kadar çok masum insanın sahte itirafçı yapılmaya çalışıldığına şahit olunmamıştır.

Bizler 28 Şubat döneminin fiziki işkenceli günlerinden kurtulduğumuza sevinirken, cezaevindeki insanların zorla sözde itirafçı olmaları için bu şekilde bir psikolojik işkenceye tabi tutulacaklarını hiç ummazdık.

Adli sicil kaydı tertemiz olan, hiçbir suç işlememiş olan insanlara, “İftira atın, yalan beyanda bulunun, gerçekdışı suç isnatlarını hapisteki diğer kişilerin üzerine yıkın ve kurtulun” şeklinde bir baskının kurulması çok vahim sonuçlara neden olacak bir durumdur.