Arkadaş Grupları Örgüt Değildir

HER DÖNEM OLDUĞU GİBİ, TBAV CAMİASINA KARŞI DÜZENLENEN SON KUMPASIN ARDINDA DA DEVLET KURUMLARIMIZ İÇİNDE YUVALANMIŞ FETÖ YAPILANMASI VARDIR

TBAV camiasına yönelik suçlamaların altı bomboştur. Bunları doğrulayabilecek hiçbir delil yoktur. 11 Temmuz 2018 günü yüzden fazla ev ve işyerinde arama yapan Emniyet Müdürlüğü ekipleri hiçbir yasadışı ya da ahlakdışı olayla karşılaşmamışlardır.

Bu aramalar sırasında zapt edilen silahların tamamı ruhsatlıdır, bir teki bile kanuna aykırı bir eylemde kullanılmamıştır. Bunların önemli bir kısmı 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra alınmış olup benzeri kalkışmalara karşı savunma amaçlıdır. Ayrıca Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının PKK ve diğer terör örgütlerinin listesinde olduğu, olası saldırı ihtimali bulunduğu devlet kayıtlarında mevcuttur. Hatta bu sebeple devletimiz Sayın Adnan Oktar’ı korumaya almayı dahi teklif etmiştir.

Netice itibariyle ortada camiamızı suçlayıcı somut hiçbir delil bulunmamaktadır. Bu delil yokluğu yalan haberlerle, algı operasyonları ile kara propaganda ile gizlenmeye çalışılmaktadır. Masa başında üretilmiş ve toplumda infial oluşturma amaçlı yalan haberlerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Bu algı operasyonlarından bir tanesi de, uydurma “FETÖ bağlantısı” iddiasıdır. Belli yayın organları sistemli bir şekilde güya TBAV camiasını FETÖ ile irtibatlı olduğu algısını yaymaya çalışmaktadır.

Oysaki TBAV camiasının FETÖ denen hain yapı ile hiçbir ilgisi ve irtibatı yoktur. Tam aksine FETÖ, Emniyet ve yargı kumpasları ile TBAV camiasını defalarca mağdur etmiştir. Örneğin 2007 yılında dönemin İstanbul Özel Yetkili Savcısı FİKRET SEÇEN (hali hazırda FETÖ firarisi) sahte bir “kadın alıkoyma” ihbarını bahane ederek TBAV camiası aleyhine “suç örgütü” soruşturması açmıştır. FETÖ’cü savcı FİKRET SEÇEN bu kumpas soruşturmasını yönetme görevini de dönemin İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü MUTLU EKİZOĞLU’na (FETÖ’den tutuklu) vermiştir.

Ergenekon ve Balyoz dosyalarının da mimarı olan MUTLU EKİZOĞLU TBAV camiası aleyhine 7 tane yalancı tanık ayarlamıştır. Bunları gizli tanık statüsüne sokarak kimliklerini saklayan MUTLU EKİZOĞLU onların imzası ile düzmece suçlamalar oluşturmuştur.

Söz konusu soruşturmayı başlatan ve alıkonulduğu iddiasıyla ihbar dilekçesini yazan kadının, yapılan genetik- biyolojik incelemeyle, bir erkek olduğu; yani ihbar dilekçesinin sahte olduğu ortaya çıkmıştır. Gizli tanıklar ise bazı kişilerin zorlamalarıyla, onların istediği gibi ifade verdiklerini itiraf etmiştir. Böylece savunma delillerinin toplanması ile gizli tanıkların suçlamalarının uydurma olduğu anlaşılmış, böylece FETÖ’nün TBAV camiasını hedef alan yargı kumpası çökmüştür. Bu kumpasın savcısı halen firari, Emniyet Müdürü ise tutukludur.

2007 kumpasından birkaç sene sonra FETÖ’nün önemli tetikçilerinden dönemin İstanbul Mali Suçlar Şube Müdürü YAKUP SAYGILI devreye girmiştir. Hali hazırda FETÖ’den tutuklu bulunan YAKUP SAYGILI Sayın Adnan Oktar’ın güya kaçak tarihi eser bulundurduğunu iddia eden sahte bir e-posta mesajına dayanarak TBAV camiasına operasyon yapmaya çalışmıştır. Ancak Sayın Adnan Oktar’a sahte bir ihbara dayanarak kurulmaya çalışılan bu tuzağa Türk yargısı alet olmamıştır, böylece bu FETÖ kumpası da neticesiz kalmıştır.

Bu kumpasın mimarı Yakup Saygılı FETÖ’den tutukludur.

Bu örnekleri daha da arttırabiliriz. FETÖ denen komplocu suç örgütü sayısız Emniyet ve Yargı kumpası ile pek çok kez Adnan Oktar ve arkadaşlarını mağdur etmeye çalışmıştır.

TBAV camiasının FETÖ’ye bakış açısını anlamak için 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasındaki tavrına bakmak yeterlidir. 15 Temmuz gecesi darbecilerin sokağa çıktıkları ve bir darbe girişimine kalkıştıkları anda (saat 22:00 suları) Sayın Adnan Oktar derhal A9 TV’de yayına başlamış ve canlı yayında “fitne katilden beterdir” ayetini hatırlatarak meşru, demokratik hükümetin geçerli hükumet olduğunu, askeri darbe diye bir şeyin olmayacağını ifade etmiş ve darbe karşıtı ilk açıklamayı yapmıştır. Darbe girişiminin bastırıldığının anlaşıldığı saatlere (16 Temmuz 2016 sabah 08:30 suları) kadar da aralıksız canlı yayında kalmış ve halkımızı darbeye direnmeye ve Sayın Cumhurbaşkanımıza destek olmaya çağırmıştır.

Hatırlatmak isteriz ki Sayın Adnan Oktar’ın canlı yayında bu darbe girişimine direnme çağrılarını yaptığı stüdyo darbecilerin ana komuta merkezlerinden biri olan Kuleli Askeri Lisesi’nden 3 dakika mesafededir ve darbeci katillerin 17 vatan evladını şehit ettikleri Çengelköy semtindedir.

TBAV camiasına “FETÖ irtibatı” iftirası atmaya çalışanlar 15 Temmuz gecesi sessizlik içinde olayları izleyip gelişmelerin akışına göre pozisyon alma düşüncesindelerken, Sayın Adnan Oktar yüksek ölüm riskini göze alarak çevresinde gezen darbecilere, tepesinde uçan helikopter ve uçaklara, aralıksız devam eden çatışma seslerine aldırış etmeden 10 saat boyunca darbe ile mücadele etmiştir.

Sayın Mehmet Özhaseki’nin 23 Eylül 2018 tarihinde söylediği gibi “17-25 Aralık öncesi FETÖ ile merhabası olmayan kimse yoktur” ifadesi gibi tüm iktidar, muhalefet mensuplarının, gazetecilerin, akademisyenlerin FETÖ’nün organize ettiği olimpiyatlara katıldığı ve övgüler sunduğu bir döneme ait bir iki konuşmayı, anlamından saptırarak TBAV camiası aleyhine kullanmak alenen art niyetli bir davranıştır; bu şekilde camiamızı FETÖ ile irtibatlı gibi göstermek beyhude bir girişimdir. Çünkü gerek Sayın Adnan Oktar’ın sayısız canlı yayın beyanatı, gerekse vatanın birliği bütünlüğü yönünde TBAV camiası tarafından gerçekleştirilmiş sayısız faaliyet bizlerle FETÖ zihniyetini iki ayrı kutba yerleştirmektedir.

TBAV camiasını örgüt gibi göstermek isteyen güçleri oyunlarına karşı tüm halkımızı uyanık ve dikkatli olmaya davet ediyoruz.

SAYIN ADNAN OKTAR VE TBAV MENSUPLARINA YÖNELİK BU OPERASYON NEDEN YAPILDI?

   Aslında bu soruya cevap olarak net bir şekilde şunu söyleyebiliriz, Sayın Adnan Oktar ve TBAV mensuplarının yıllardır azim ve kararlılıkla sürdürdüğü faaliyetlerden rahatsız olan ve bu faaliyetleri engellemek isteyen bir kısım karanlık güçlerin sahte ihbarlar, gerçek dışı isnatlarla adli mercileri yanıltması sonucunda bu operasyonun yapıldığı görülmektedir. Nitekim Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın tüm dünya çapında milyonlarca seveni olduğu gibi TBAV faaliyetlerinden rahatsız olan bazı kesimler de bulunmaktadır.

   Yaklaşık 40 yıldır Allah’ın varlığını, birliğini anlatmakta ve bu kapsamda Allah’ı inkar etmek amacıyla ortaya atılmış evrim teorisinin ortaya koyduğu tüm iddiaları bilimsel delillerle çürüten Sayın Adnan Oktar evrimin ideolojik temellerini de bilimin metotlarıyla yıkmıştır. Sayın Adnan Oktar yüzyıllardır hiç kimsenin dile getirmediği İngiliz Derin Devleti’nin karanlık yapılanmasının iç yüzünü ve özellikle ülkemiz üzerindeki hain planlarını hiç çekinmeden deşifre etmiştir. Sayın Adnan Oktar PKK, YPG, İŞİD, El-Kaide, FETÖ gibi eli kanlı terör örgütlerine ilmi yollarla adeta savaş açmıştır. En önemlisi de, teröre karşı mücadelede her zaman devletinin ve meşru hükümetin emrinde olduğunu, her türlü göreve her zaman için hazır olduğunu beyan etmiş ve çözüm noktasında kendi görüş ve fikirlerini televizyon ekranlarında, kaleme aldığı makale ve kitaplarıyla tüm kamuoyuyla paylaşmıştır. Sayın Adnan Oktar özellikle günümüzde bütün dünyada hakim olmaya başlayan İslamofobiye karşı bu önyargının kırılması amacıyla İslam adına terör saçan grupların Kuran’a uygun davranmadığını, İslam’ın barış, hoşgörü ve sevgi dini olduğunu, insanlara merhameti ve adaleti emrettiğini¸ hangi dinden olursa olsun tüm inanç sahiplerinin birlik olup dostça yaşamalarının mümkün olduğunu ve Müslümanların bağnazlıktan uzak, kaliteli modern bir yaşam sürebileceğini Kuran ayetleriyle ispat etmiştir. Aynı şekilde bağnaz mantıkta kadına değer verilmediğini, oysa İslam dininde kadınlara verilen önemi Kuran ayetleriyle anlatmış ve kadınların özgür şekilde, sosyal ve iş hayatlarına devam edebileceklerini savunmuştur. Sayın Adnan Oktar, Müslümanlığın bağnazlıktan uzak yaşanması gerektiğini anlatmış ve diskoya giden, sahillerde tatil yapan, dekolte giyen herkese tebliğ yapmış İslam dinini herkese sevdirmeye çalışmıştır. Sayın Adnan Oktar, ülkemiz önderliğinde tüm Müslüman ülkelerin birleşmesini ve Türk İslam Birliği’nin oluşmasını her dönemde istemiştir.

Sayın Adnan Oktar 15 Temmuz hain darbe girişimin hemen arkasından planlı olarak devreye sokulan güya “tüm cemaatlerin tehlikeli birer yapı oldukları ve bu nedenle sırayla tüm cemaatlere yönelik operasyonlar yapılarak dağıtılacağı” şeklindeki algıya karşı cemaatlerinin önemini ve cemaatlerin varlıklarının devam etmesi gerektiğini savunmuştur.

Sayın Adnan Oktar her ne suretle olursa olsun vatanının, milletinin, devletinin ve Cumhurbaşkanımızın Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olmuş ve her zaman vatanımızın ve milletimizin yararına hareket etmiştir. Hain FETÖ örgütü tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin yaşandığı gece tam 12 saat boyunca canlı yayında kalarak meşru hükümetimize ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a destek vermiştir. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmamız mümkündür.

Bu fikir ve idealler çerçevesinde faaliyet gösteren vakfımıza çıkar elde etme amaçlarıyla katılan, bir süre bu fikirleri destekler gibi görünen ancak bekledikleri dünyevi menfaatleri elde edememeleri nedeniyle –yıllarca gönüllü olarak hizmet etmenin verdiği kin ve husumet duygularıyla- yanımızdan ayrılan bazı kişiler, bu faaliyetleri engellemek isteyen bazı odakların adeta maşası haline gelmişlerdir. Belirtmek gerekir ki Sayın Adnan Oktar’ın geçmişi bu gibi insanların kurdukları gerek hukuki gerekse doğrudan suikast girişimleri ile doludur. Ancak, bu kişiler bugüne kadar hiçbir surette başarılı olamamışlardır ve Allah’ın izni ve dilemesiyle bundan sonra da başarılı olamayacaklardır.

   Bugün de yaşanan olay geçmişin tekerrürüdür. Sayın Adnan Oktar’ın hazırladığı eserler ve yaptığı açıklamalarla son zamanlarda detaylıca deşifre ettiği İngiliz Derin Devletinin mensupları ile bazı kripto Fetöcülerin işbirliğiyle, geçtiğimiz sene yanımızdan ayrılan bazı kişilerin kullanılması suretiyle adli merciler yanıltılmaya çalışılmaktadır. Kurgulanmış birtakım asılsız ve mesnetsiz iddialarla adli makamlar yanıltılıp Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın haksız yere hapis yatıp ceza almaları ve bu sayede Sayın Adnan Oktar’ın faaliyetlerinin durması ve hükümetimize olan manevi desteğin kesilmesi amaçlanmıştır.

   Sayın Adnan Oktar ve TBAV mensuplarının asılsız suç isnatlarıyla iftiralar atan ve bu kişilerin yukarıda bahsettiğimiz karanlık yapılanmalarla olan bağlantılarına dair delil ve beyanlar soruşturma dosyasına sunulmaktadır, bundan sonra da sunulacaktır.         

   Adli makamların, basının masumiyet karinesini hiçe sayan tarafgir haberleriyle kurulan baskısı ve husumet hisleriyle hareket eden bazı müştekilerin iftira niteliğindeki delilsiz isnatları yanıltılması sonucu tutuklandıkları kanaatinde olduğumuz Sayın Adnan Oktar ve TBAV mensuplarının, Allah’ın izniyle adilane ve tarafsız bir yargılama süreci sonucunda suçsuz olduklarının ispatlanacaklarına dair inancımız tamdır.