Arkadaş Grupları Örgüt Değildir

SAYIN ADNAN OKTAR VE TBAV MENSUPLARININ BU ÇALIŞMALARI YAPMAKTAKİ AMAÇLARI NEDİR?

Bu çalışmaların amacı inançsızlığın ve materyalizmin dünyada yol açtığı ahlaki tahribatı durdurmak ve onarmaktır. Bu amaç doğrultusunda insanları bilgilendirmek, Müslümanları birleştirmek, Türk-İslam birliğini sağlamak, PKK gibi bölücü terör örgütlerinin ülkemiz üzerinde oynadığı oyunları geçersiz kılmak, kadınların ikinci sınıf varlık statüsünden çıkarılıp hak ettikleri üstün ve değerli konuma kavuşmalarını sağlamak, kalitesizliğin ve sanat düşmanlığının dinin emri olmadığını ispatlamak, yüce önder Atatürk’ü en doğru şekilde tanıtarak sevilip sayılmasını sağlamak, barış, sevgi ve kardeşliğin hâkim olduğu bir ortam tesis etmektir. Gelişen bilimin bizlere sunduğu tüm imkânları kullanarak iman hakikatlerini ortaya çıkarmak ve bu vesileyle insanların Allah’a yakınlaşmasını, imanlarının derinleşmesini sağlamaktır. Bunları savunmak ve anlatmak zaten İslam ahlakının doğal neticeleridir.

Tüm Müslümanlara kardeşlik ruh ve dayanışma içinde inkâra, zulme, haksızlığa, düşmanlığa karşı birlik olmayı emreden bazı Kuran ayetleri ve hadisler şöyledir:

KURAN AYETLERİ

➢            Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever. (Saff Suresi, 4)

➢            Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. (Al-i İmran Suresi, 103)

➢            İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

➢            Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Suresi, 39)

➢            Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. (Kehf Suresi, 28)

➢            Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. (Âl-i İmrân Suresi, 104)

➢            Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. (Âl-i İmrân Suresi, 105)

➢            Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)

➢            Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)

 

HADİSLER

➢            "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Musâfaha edin ki (el sıkışın ki), kalplerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin." (Mu1651 Muvatta’, Hüsnü'l-Hulk,4)

➢            "Size birlik halinde bulunmanızı tavsiye eder; ayrılıp dağılmaktan şiddetle kaçınmanızı isterim. Zira şeytan, yalnız başına yaşayan insana yakın olup, beraber bulunan iki kişiden uzaktır. Kim Cennet'in ta ortasında yaşamak isterse, toplu halde bulunmaya baksın." (Tirmizî, Fiten, 7).

➢            "Müslüman topluluğundan bir karış da olsa ayrılan kimse boynundaki İslâm bağını çözmüş demektir." (Tirmizi, Âdâb, 78).

➢            "Allah'ın yardımı cemaatle (toplulukla) beraberdir." (Ebû Davûd, Salat, 46).

➢            “Cemaat rahmet, ayrılık azaptır.” (Ahmed, IV, 278, 375; Heysemî, V, 217)

➢            Resulullah (sav) buyurdular ki: "İki kardeş (iki arkadaş) iki el gibidir, biri ötekini yıkar. (İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)

➢            Ebu Musa'dan (şöyle demiştir): Peygamber (sav): "Mü'min ile mü'min (birbirine karşı) duvar gibidir, birbirini sımsıkı tutarlar" buyurdu da bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirip sımsıkı kilitledi.(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 2 s.569)

➢            “Bir mümin diğer bir mümin için birbirine kenetlenen tuğlalar gibidir. Birbirinden kuvvet alır.” (Münâvî) (http://www.hakikat.com/nur/risaleler/ilgorus/ilahig1.html)

➢            Müslümanın diğer müslümanlarla ilişkisi, birbirine kenetlenmiş bina gibidir. (B2446 Buhari, Mezalim, 5)

➢            "Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile musavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar. "(Alauddin Aliyyu'l-Muttaki, a.g.e. 3, 409, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt)

➢            "Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur." (Tirmizi, Hz. Cabir'den rivayet etti, Kütüb-i Sitte2. Cilt)

➢            “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman’ın din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helâl olmaz.” (B6076 Buhari, Edep, 62)

➢            Nu’man b. Beşir’in naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet ve şevkat göstermedetıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer. (M6586 Müslim, Birr 66)

➢            “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, aranızda sevgi ve muhabbeti ikame etmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” (M194 Müslim, İman, 93)

➢            Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “...Müslüman kardeşini küçük görmesi kişiye kötülük olarak yeter.” (D4882 Ebu Davud, Edeb, 35)

➢            Müslümanların işleriyle ilgilenmeyen kimse onlardan değildir. (MS907 Taberani, el-Mu’cemü’s-sağir, II, 131)

➢            Enes’ten nakledildiğine göre, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Sizden biri, kendisi için istediğini (Müslüman) kardeşi için de istemedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olamaz.” (B13 Buhari, İman, 7)

➢            Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa, Allah da dünyada ve ahirette onun işlerini kolaylaştırır. Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıplarını örter. Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.” (D4946 Ebu Davud, Edeb, 60)

➢            Bir gün ashabıyla birlikte otururken Hz. Peygamber’in ağzından şu sözler dökülür: “Allah’ın şehit ya da peygamber olmayan öyle kulları vardır ki, kıyamet gününde Allah’a olan yakınlıkları nedeniyle peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler.” Bu sözü işiten sahabiler bir anda kulak kesilip merakla sorarlar: “Kim bunlar ya ResulAllah?” Allah Resulu şu açıklamayı yapar: “Bunlar akrabalık ya da aralarında dönüp dolaşan bir maldan kaynaklanan çıkarları olmaksızın, sırf Allah için birbirlerini seven insanlardır. Onların yüzlerinde bir nur vardır ve onlar hidayet üzeredirler. İnsanlar telaşa düştüklerinde onlar korkuya kapılmazlar, insanlar hayıflanırken onlar üzülmezler.” Allah Resulu bu sözlerinin ardından “Haberiniz olsun, Allah’ın sevgili kullarına korku yok. Onlar üzülecek de değillerdir” ayetini okur. (D3527 Ebu Davud, Buyü, (İcare) 76) Elbette “benim rızam için birbirini sevenler nerede! Sığınacak hiç bir gölgenin bulunmadığı bugün ben onları arşımın gölgesinde ferahlatacağım” (M6548 Müslim, Birr, 37) muştusundan (sevindirici haberinden) haberdar olan ve bunu hayatları boyunca ilke edinmiş olan müslümanlar, bekledikleri o günde tasalanmayacaklardır.

➢            Kardeşinle tartışmaya girme, onunla kırıcı şekilde şakalaşma ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme. (T1995 Tırmızi, Birr, 58)

 

Müslümanların birlik, beraberlik ve tesanüt içinde bulunmaları, pek çok İslami kaynakta ve İslam büyüklerinin sözlerinde önemle yer verilen çok hayati bir konudur.

 

 

DİYANET KAYNAKLARI

➢            Kutlu Doğum Haftası'nın 2012 yılı ana teması, “Hz. Peygamber(sav), Kardeşlik Hukuku ve Kardeşlik Ahlakı”dır. Zira biz kardeşliği ondan öğrendik. O bize kardeşi kardeşe bağlayan en yüce değerin sadece sevgi, ilgi ve muhabbet değil; aynı zamanda bir hak olduğunu bildirdi. Ona göre müminler birbirine hak bağı ile bağlıdır. Bu konuyu gündeme getirmemizin iki önemli sebebi vardır: Biri, insanları kardeşliğe mani olacak duygu ve yönelişlerden arındırmaya çalışmak; diğeri insanlarda kardeşliği yüreklerde pekiştirecek hususiyetleri inşa etmeye yöneltmektir. İslam kardeşliği soy, sop, ırk, renk, dil, bölge ve asabiyet temelinde bir kardeşlik değildir. Menfaat temelinde bir kardeşlik hiç değildir. Yüce değerler ve yüksek idealler etrafında bir kardeşliktir. İman ve takva ekseninde bir kardeşliktir. Yüce Rabbimizin ifadesiyle “Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurat Suresi, 10) ...Öyle ki Allah yolunda hizmet için meydana gelmiş birlikteliklerde dahi kardeşlik ahlakı ve hukuku zaman zaman göz ardı ediliyor. (Prof. Dr. Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Eski Başkanı, Başyazı, Diyanet Dergisi, Nisan 2012, Sayı: 256)

➢            Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurur: “Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbiriyle tanışıp anlaşanlar kaynaşır, tanışıp anlaşamayanlar ise ayrılırlar.” (Buhârî, Enbiyâ 2;Müslim, Birr 159-160) Bu kısa ve fakat önemli hadis-i şerif bize şu gerçeği öğretiyor: İyi ve güzel huylular, hayır ehli olanlar, ihlası, ihsanı, takvayı şiar edinenler kendileri gibi olanlara, bu özelliklerin aksine sahip olanlarda kendi benzerlerine meylederler. Birtakım üstün ve kıymetli nitelikler ve seçkin özelliklere sahip olmada bir ve beraber olanlar, birlikteliklerini, sevgilerini ve kardeşliklerini güçlü ve kuvvetli kılar, bu özelliklere sahip olmayan veya bunlar açısından zayıf olanların ise sevgi ve dostlukları da zayıf kalır. İnsanlar arasında dostluğun, ülfetin ve kardeşliğin gerçekleşebilmesi için, her şeyden önce iki tarafın birbirini en güzel biçimde ve etraflıca tanımaları, Allah’ın koyduğu ölçülere uymaları, en üstün ahlaka sahip olmaları, birbirlerine samimi ve içten bir kardeşlik hissiyle dolu olarak yönelmeleri gerekir. Bundan sonra kardeşler arasında mutlaka bulunması gereken ve zaruri olan haklar ve yükümlülüklere sıra gelir. Din kardeşliğinin ve üstün niteliklere sahip mümin olmanın sünnet-i seniyye ve hadis-i şeriflerden öğrendiğimiz bazı temel esaslarını şöyle sıralamak mümkündür: Her an kardeşleriyle bir ve beraber olma, Kur’an ve sünnete sımsıkı sarılıp bağlanma, sadece Allah’tan yardım dileme, aralarındaki dostluğu en üstün seviyeye çıkarma, cömertlikte en yüksek dereceye varma, her türlü davranışında sadece Allah’ın rızasını gözetme, kardeşinin sıkıntılarını giderip onu hoşnut edip sevindirme, iyilik ve takvada yardımlaşma, birbirini iyice bilip tanıma, birbirine yardımcı olma, sıla-i rahmi yerine getirme, kötü hallerinden dolayı kardeşini ikaz edip iyiye yöneltme, iyi geçim ehli olma, insanlara karşı güzel davranışlar sergileme, güzel ahlak sahibi olma bunların ilk sırada gelenleridir. (Prof. Dr. Raşit Küçük, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı, Peygamberimizin Sözlerinde ve Örnekliğinde Kardeşlik ve Kardeşlik Hukuku, Diyanet Aylık Dergi, Nisan 2012, Sayı: 256, s: 12.14)

➢            Peygamberimiz Medine’ye geldikten sonra Mekkeli müslümanlardan bazılarını hem kendi aralarında birbirleriyle, hem de Medineli Müslümanlarla ikişer ikişer kardeş yapmıştı. Bu kardeşlik, maddi manevi yardımlaşma ve birbirlerine çoluk çocuklarından önce varis olma esasına dayanıyor, yurttan yuvadan, kavim ve kabileden ayrı düşmenin verdiği garipliği, mahsunluğu gidermek, Mekkelileri Medine’ye ve Medinelilere ısındırmak, kendilerine destek ve kuvvet kazandırmak gayesini güdüyordu. (Diyanet Dergisi, M. Asım Köksal, Müslümanlar Arasında Kardeşlik Kurulması, 8. Cilt, Mayıs – Haziran 1969, sayı: 84-85, s: 159)

 

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'NİN ESERLERİ

➢            Hakiki milliyetimizin esası, ruhu ise İslamiyet’tir. VE HİLAFET-İ OSMANİYE VE TÜRK ORDUSUNUN O MİLLİYETE BAYRAKTARLIĞI İTİBARİYLE, o İslamiyet milliyetinin sadefi (incisi) ve kal’ası (kalesi) hükmünde Arab ve Türk hakiki iki kardeş, o kal’a-i kudsiyenin (o mübarek kalenin) nöbettarlarıdırlar. İşte bu kudsi milliyetin rabıtasıyla, umum ehl-i İslam bir tek aşiret hükmüne geçiyor. Aşiretin efradı gibi İslam taifeleri de, birbirine uhuvvet-i İslamiye (İslam kardeşliği) ile mürtebit (bağlanır) ve alakadar olur. Birbirine manen, lüzum olsa maddeten yardım eder. Güya bütün İslam taifeleri bir silsile-i nuraniye ile birbirine bağlıdır. (Hutbe-i Şamiye, s. 54)

➢            İhfa (gizlenmek), havf (korkmak); riyadandır. Farzda riyâ yoktur. BU ZAMANIN EN BÜYÜK FARZ VAZÎFESİ (GÖREVİ), İTTİHAD-I İSLÂMDIR.(Hutbe-i Şamiye, s. 94)

➢            … İŞTE, EY MÜ’MİNLER! EHL-İ İMÂN AŞİRETİNE KARŞI TECAVÜZ VAZİYETİNİ ALMIŞ NE KADAR AŞİRET HÜKMÜNDE DÜŞMANLAR OLDUĞUNU BİLİR MİSİNİZ? Birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla vardır. HER BİRİSİNE KARŞI TESANÜD EDEREK, EL ELE VERİP MÜDAFAA VAZİYETİ ALMAYA MECBURKEN, ONLARIN HÜCUMUNU TESHİL ETMEK (GERİ ÇEVİRMEK), ONLARIN HARÎM-İ İSLÂMA (İSLAMIN NAMUSUNA) GİRMELERİ İÇİN KAPILARI AÇMAK HÜKMÜNDE OLAN GARAZKÂRÂNE TARAFGİRLİK VE ADÂVETKÂRÂNE İNAT, HİÇBİR CİHETLE EHL-İ İMANA YAKIŞIR MI? O düşman daireler, ehl-i dalâlet ve ilhaddan (dinsizlikten) tut, tâ ehl-i küfrün âlemine, tâ dünyanın ehvâl (kötülüklerine) ve mesâibine (zorluklarına) kadar, birbiri içinde size karşı zararlı bir vaziyet alan, birbiri arkasında size hiddet ve hırsla bakan, belki yetmiş nevi düşmanlar var. BÜTÜN BUNLARA KARŞI KUVVETLİ SİLÂHIN VE SİPERİN VE KALEN, UHUVVET-İ İSLÂMİYEDİR (İSLAM KARDEŞLİĞİDİR). Bu kale-i İslâmiye’yi küçük adâvetlerle ve bahanelerle sarsmak, ne kadar hilâf-ı vicdan ve ne kadar hilâf-ı maslahat-ı İslâmiye olduğunu bil, ayıl.Ehâdis-i şerifede gelmiş ki: “Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhâs-ı müdhişe-i muzırraları, İSLÂMIN VE BEŞERİN HIRS VE ŞİKAKINDAN İSTİFADE EDEREK, AZ BİR KUVVETLE NEV-İ BEŞERİ HERCÜMERC EDER VE KOCA ÂLEM-İ İSLÂMI ESARET ALTINA ALIR.” (Mektubat, 22. Mektup)

➢            Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi ittiba-ı Kur'ân'dır. Azametli, bahtsız bir kıt'anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, İTTİHAD-I İSLÂMDIR. (Hutbe-i Şamiye, s. 116)

 

PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN

➢            Bakın huzurlarınızda inanarak söylüyorum: Dünyanın bu gidişatı karşısında hiç kimse İslam birliğinin kurulmasına mani olamayacaktır. Bu kaçınılmaz bir zarurettir. İslam birliği mutlaka ama mutlaka kurulacaktır. (TBMM, RP 1991 TBMM “dış politika” konuşması)

➢            Bir Hak davaya makam ve menfaat düşüncesiyle girenlerin veya nefsi ve dünyevi hesaplarla yan çizenlerin; cehenneme atılmak için kendilerine başka günah aramaları gereksizdir. (http://www.necmettinerbakan.net/haberler/erbakan-39dan-altin-sozleri.html)

➢            1. temel esasımız ‘’Bir kavim saadet bulamaz, kendisini islah etmedikçe.’’ Onun için aziz milletimize sesleniyorum: Eski devir kapandı. Futbol takımı tutar gibi sen sağcısın öbürü solcu bu boş lafları bırakın Hak’ta birleşelim. Geliniz bütün insanlığa en hayırlı hizmeti yapalım. (http://www.necmettinerbakan.net/haberler/erbakan-39dan-altin-sozleri.html)

➢            2. temel esasımız şudur: Bir kavmin içinde hakkı tebliğ eden bir zümre bulunursa Allah o zümreye hidayet verir onların yüzü suyu hürmetine o kavme saadet verir. Bundan dolayıdır ki kardeşlerimizin, inananların, hakkı tavsiye eden sıfatını kazanmalarını gerekmektedir. Buda ancak canla başla çalışmayla mümkündür. (http://www.necmettinerbakan.net/haberler/erbakan-39dan-altin-sozleri.html)

➢            Milli görüş ne demektir? Bütün insanlığın saadeti için yeryüzünde hakkın ve adaletin hâkim olması gayesiyle hep beraber disiplinli bir topluluk olarak çalışma görevini ifa etmek milli görüşün şiarıdır. Buna bizim inancımızda cihat denir. Bir milletin güçlü olması için,  evlatlarının bir yandan ilim öğrenmesi bir yandan nefis terbiyesi yapması öbür taraftan da cihat etmesi lazım gelir. (3. Şahlanışı Eyüp Sultan’dan 26 Kasım 2010 Cuma)

➢            İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah (c.c)'tandır. (http://www.necmettinerbakan.net/haberler/erbakan-39dan-altin-sozleri.html)

 

Bu itibarla;

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının bir araya gelmeleri, Allah'ın varlığını, birliğini, İslam'ın hak din, Kuran'ın hak kitap, Hz. Muhammed (sav)'ın Allah'ın elçisi ve son peygamberi olduğunu en akılcı ve bilimsel delilleriyle ispat eden, Kuran'da öğütlenen güzel ahlakı anlatan kültürel, sosyal ve bilimsel çalışmalar yapmaları da yukarıdaki ayet, hadis ve ilmi açıklamalarla ortaya konmuş olan İslam ahlakının gereğidir.

Yalnızca Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları değil, bu Kurani ilke doğrultusunda başka birçok Müslüman topluluğun mensupları da bir araya gelerek, tesanüt, kardeşlik ve dayanışma ruhu içinde, dini, imani, ahlaki hizmetler ve faaliyetler yapmaktadır.

Bu faydalı hizmet ve faaliyetlerin işbirliği ve dayanışma içinde gerçekleştirilmesini bir suç örgütü olarak değerlendirmek akıl, fikir, kanun, hukuk ve vicdana bütünüyle aykırıdır. Aksine, tüm bu güzide Müslüman cemaat ve topluluklar suç işlemek şöyle dursun, suçun hatta kötü ahlakın en önemsiz, sıradan gibi görünenlerine dahi manevi savaş açmış, insanları suç işleme, ahlaksızlık, kötü huy ve davranışlar gibi her türlü olumsuz hasletten sakındırma ve alıkoyma yönünde tarih boyunca ilmi ve fikri mücadele vermişlerdir.

Bugün Kuran'ın temel düsturları olan Allah'ın rızasının en çoğunu gözetme, canlarını ve mallarını Allah yolunda feda etme, Kuran ahlakını en güzel biçimde yaşama, Kuran'da tarif edilen modernlik üstü, kaliteli kişilik ve yaşam anlayışını benimseme, şirk mantığına dayalı bağnaz zihniyete karşı olma ve insanlara da bu hayati konuları anlatma yolunda ellerinden gelenin en fazlasını yapmaya gayret eden Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının ortaya koydukları hizmet ve faaliyetler de aynı Kurani sorumluluk anlayışının bir gereğidir.

Ne var ki bu güzide, dindar, samimi ve fedakar insan topluluğu aylardır suç örgütü oldukları şeklindeki mesnetsiz iddialar, akla hayale gelmedik çirkin yalan ve iftiralar, asılsız ve uydurma isnatlarla, hiçbir hukuki dayanağı olmadan, ağır cezaevi şartlarında haksız ve hukuksuz bir biçimde tutulmaktadır.

Bu haksızlık ve hukuksuzlukların en kısa zaman içinde giderilerek Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın itibar ve özgürlüklerinin iade edilmesi en büyük temennimizdir.