İsnat Edilen Suçlamalara Cevaplar

5. CASUSLUK SUÇU İŞLENDİĞİNE DAİR İDDİALARIN CEVAPLARI

Sayın Adnan Oktar’ın eserleri ve makaleleri, 73’den fazla yabancı dile çevrilmiş ve dünya çapında yoğun ilgi görmüştür. Sayın Oktar’ın eserlerinin çok dikkat çekici olmasının sebeplerinden biri bu eserlerin tüm dünyayı ilgilendiren konularda yazılmış olmasıdır. Öyle ki, Evrim Teorisi’nin bilimsel çöküşünün, İslam’ın barışçıl bir din olduğunun, bağnazlığın gerek Müslümanlar gerekse diğer dinlere mensup kimseler için büyük tehlikeler içerdiğinin, komünizm ve faşizm gibi ideolojilerin geçersizliğinin, Kuran mucizelerinin, Evren’deki yaratılış delillerinin ve daha pek çok konunun bilinmesi dünyadaki her insan için büyük önem arz etmektedir.

Sayın Adnan Oktar’ın eserlerini yazmasındaki ana amaçlardan biri, değindiği konular hakkındaki gerçeklerin dünyadaki tüm insanlar tarafından öğrenilmesidir. Çünkü Sayın Adnan Oktar eserlerinde ele aldığı konuların aslının öğrenilmesini, dünyadaki sorunların çözümü için öncelikli görmektedir.

Sayın Adnan Oktar, tüm insanlık için önemli gördüğü konularla bağlantılı olarak sadece eser yazmayı değil, insanlarla karşılıklı iletişim kurmayı da önemsemektedir. Bu nedenle de karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak, dostluk bağlarını kuvvetlendirmek, bilgi kirliliğinden, aktarım yanlışlarından ve önyargılardan kaynaklanan düşmanlıkları gidermek için farklı ülkelerin önde gelen kişileriyle irtibata geçmiştir. Sayın Oktar’ın arkadaşlarının girişimleriyle başlatılan bu irtibatlar bazen telefon yoluyla, bazen mektuplaşmayla, bazen de karşılıklı görüşmeler olarak gerçekleşmiştir.

İşte bu noktada müştekilerden bir bölümü, Devletimiz’in yetkili birimlerini ve kamuoyunu aldatmak için Sayın Adnan Oktar’ın farklı ülkelerden bilim adamlarıyla, gazetecilerle, sanatçılarla, siyasetçilerle, dini liderlerle, araştırmacılarla yaptığı görüşmelerin amacını çarpıtmaya çalışmıştır. Sayın Adnan Oktar’ın söz konusu kişilerle, yalnızca İslam’ı, ülkemizi ve hükümetimizi doğru tanıtmak amacıyla görüştüğünü çok iyi bilmelerine rağmen gerçekleri kötü niyetle gizleyerek çirkin bir plan kurmuşlardır.

Söz konusu müştekiler yaptıkları kötü niyetli plan doğrultusunda, farklı kesimlerden birçok insanla yapılan görüşmeler arasından sadece Museviler’le yapılmış olanları ön plana çıkarmışlardır. Nitekim müştekilerin anlatımlarına bakılsa Adnan Oktar güya sadece İsrail’den yetkililerle veya İsrail’e yakın kimselerle görüşen bir kişiymiş gibi algılanmaktadır. Müştekilerin iddialarına bakıldığında, Adnan Oktar, güya İsrail’in menfaatleri için Museviler’le yakınlaşan, sözde onlarla birlikte ortak bir hedef doğrultusunda hareket etmeye başlayan bir insan gibi yansıtılmaktadır.

Müştekilerin böyle yapmalarındaki amaç ise, Müslümanlara geçmişten beri telkin edilen Musevi karşıtlığını kullanarak halkımızın bir bölümünün tepkisini Sayın Adnan Oktar’a yöneltmektir. Bu taktikle, bir kısım medya tarafından geçmişten bu yana arkadaş camiamız hakkında ortaya atılan “İsrail ile bağlantılı” şeklindeki asılsız yakıştırmadan da faydalanan müştekiler dosyamızı gerçekdışı ve hayali senaryolarla doldurmak için gerekli temeli atmışlardır.

Müştekilerin hayali senaryolarında geçen ve Sayın Adnan Oktar’ın güya hahamlardan para alarak onlara Türkiye ve siyasiler hakkında bilgi sızdırdığına yönelik hikayelerle toplum nezdinde Sayın Adnan Oktar’a karşı infial oluşması amaçlanmaktadır. Hiçbir delile dayanmayan ve tamamen gerçekdışı olan bu iddiaların ortaya atılmasının tek sebebi, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızı hapse göndermek için üretilen hayali suçlara bir yenisini eklemektir.

Müştekiler bu kötü amaçlı planı kurarlarken Sayın Adnan Oktar’ın sadece Museviler’le değil her ırktan, mezhepten veya dinden insanlarla görüştüğü gerçeğini gizlemişlerdir. Müştekiler başka ülkelerden misafirlerle yapılan görüşmeleri de gündeme getirmiş olsalar İsrailli hahamlarla, gazetecilerle ve milletvekilleriyle yapılmış olan görüşmelerin, Sayın Adnan Oktar’ın yurtdışıyla alakalı olarak yaptığı tüm görüşmelerin küçük bir kısmını oluşturduğu anlaşılacak ve bunların son derece olağan ve sıradan olduklarının ortaya çıkacağı aşikardır. Bu da Sayın Adnan Oktar’a isnat edilen ve özellikle İsrail üzerinden kurgulanan casusluk senaryosunun tamamıyla bir saptırmaca olduğunu gösterecektir. Çünkü Sayın Adnan Oktar’ın, en az İsrailli kişilerle görüşmeye verdiği önem kadar Hristiyanlar’la, Müslümanlar’la veya farklı ülkelerden gazetecilerle, sanatçılarla, bilim adamlarıyla görüşmeye de önem veriyor ollması, İsrail odaklı söz konusu senaryoyu çökertmektedir.

Ayrıca burada esas önemli olan, görüşmelerin kimlerle yapıldığı değil, içerikleridir. Çünkü bir görüşmeyi “casusluk” yapacak olan şey onun içeriğidir. Sayın Adnan Oktar’ın yabancı misafirleriyle yaptığı görüşmelerin içerikleri dünyada ve bölgede barışı sağlamaya, kavgaları sonlandırmaya, Müslümanlar’ın yaşadıkları sorunları çözmeye, ülkemizin gücünü, etkisini, üniter yapısını kuvvetlendirmeye yöneliktir. Bunların hiçbirinde ulusal güvenliğimizi ilgilendiren gizli, askeri, stratejik bir sırrın paylaşılması gibi bir durum asla söz konusu olmamıştır. Olması da imkansızdır çünkü Sayın Adnan Oktar veya arkadaşlarımız bu nitelikte bilgilere haiz değillerdir.

Sayın Adnan Oktar’ın, kendisini ziyarete gelen yabancı misafirleriyle yaptığı görüşmelerin içeriklerine bakıldığında, bu görüşmelerin yalnızca yukarıdaki satırlarda belirttiğimiz amaçlar doğrultusunda gerçekleştikleri kolaylıkla anlaşılacaktır. Söz konusu görüşmelerin tamamı televizyon ekranlarında canlı olarak yapılmış olup görüşme video kayıtları savcılık dosyasına sunulmuştur.

Buna ilaveten sözünü ettiğimiz bu görüşmeler bütün olarak değerlendirildiğinde, Sayın Adnan Oktar’ın herkese eşit şekilde ve aynı amaçla yaklaştığı da anlaşılmaktadır. Bu görüşmeler Sayın Adnan Oktar’ın İsrailli konuklarına özel bir önem vermediğinin, sadece diğerleri kadar önem verdiğinin bir göstergesidir. Sayın Adnan Oktar, İsrail’den hahamlarla neden görüşüyorsa, Bektaşiler’le, Rohingyalılar’la, Arakanlılar’la, Filistinliler’le, Şiiler’le, Hristiyanlar’la, Almanlar’la, İtalyanlar’la, Amerikanlar’la, Azeriler’le, sanatçılarla, bilim adamlarıyla veya yazarlarla da aynı nedenlerle görüşmektedir. Bu nedenler de özetle; farklı görüşteki insanların arasındaki düşmanlığı sona erdirmek, Müslümanlar’ın Museviler’e, Museviler’in Müslümanlar’a duyduğu öfkeyi yok etmek, Müslümanlar’a yönelik katliamı durdurmak, Türkiye ve sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki karalama kampanyalarını etkisiz kılmak, sevgi ve barışı yaymaktır.

Bu amaçlar nitelikleri itibariyle dünyadan olabildiğince çok insanla temas edilmesini gerektirdiğinden, Sayın Adnan Oktar da dünyanın farklı bölgelerinden farklı özelliklere sahip birçok insanla görüşmeye çalışmıştır.

Sayın Adnan Oktar’ın casusluk yaptığı yönündeki iddialar delilsiz, saçma ve gülünçtür. Bu asılsız suçlamaya delilmiş gibi gösterilen görüşmeler aslında bütünüyle Türkiye’nin ve Müslümanlar’ın lehinedir. Bu görüşmelerin neredeyse tamamı A9 tv’de halkımızın gözü önünde gerçekleşmiştir. Gizli saklı yapılan görüşmeler değildir. İçeriklerine kamuoyu da şahit olmuştur. MİT de bu görüşmelerden elbette ki haberdardır. Sadece bu gerçekler bile casusluk iddialarını çürütmektedir. Casusluk niyetiyle hareket eden bir kişinin görüştüğü insanları deşifre etmesi asla olacak şey değildir. Sayın Adnan Oktar da casusluk faaliyetleri içinde olmadığından, bu görüşmeleri tamamen iyi niyetli bir şekilde yapmış ve kamuoyunun gözü önünde hareket etmekten asla çekinmemiştir.

Tüm bu nedenlerle dosyadaki casusluk iddiaları çocukları bile ikna etmekten uzak iftiralardan ibarettir.